Tanıdık simalar, aşina sesler
- 3 saat önce
- 4 dakikada okunur
✍️ Arif Civalek
Bir Dünya Kupası’nı daha geride bıraktık. Fanatik futbol taraftarı ve ilgili bir futbol izleyicisi sayılmam. Artık maç izlemek için heyecan duymuyorum ya da izlemeye oturduğumda tüm dikkatimi veremiyorum. Eskisine kıyasla, sahada koşturan oyuncuların kim olduğu, hangi takımda oynadığı hakkında da o kadar fikrim olmuyor. Çocukken gözüme çok büyük gelen futbolcuların hemen hemen hepsi emekli oldu. Şimdilerdeki yıldızların bir çoğundan da yaşça büyük olduğumu fark edip zamanın nasıl hızlı aktığını fark ediyorum. Ama sporu ve oradan çıkan hikayeleri dinlemeyi, izlemeyi ve okumayı çok seviyorum. Mesela birazdan bahsedeceğim bilgisayar oyununun Güney Amerika versiyonunun kapağında yer alan ve Meksika milli takımıyla 2006’dan beri altı Dünya Kupası gören kaleci Guillermo Ochoa’nın son turnuvasıydı.
Açıkçası, bilgisayar oyunlarıyla pek aram yok. Ama hasbelkader FIFA, PES, GTA, Need for Speed, Age of Empires, Call of Duty, Medal of Honor, StarCraft oynamışlığım, çeşitli online oyunlarda çar kasmışlığım var. En çok mesai harcadığım oyun ise FIFA08 olmuştur herhalde. Sadece o sene değil sonrasında da kendimi en rahat hissettiğim oyun olduğu için yıllarca dönüp durdum. Grafiklerinin kötülüğüne ve FIFA07’nin aynısı olmasına rağmen… Belki de soundtrack’indeki şarkılar sayesinde oyunla böyle bir bağım oluştu.

Bu yazı için şarkıları tekrar dinlemek için YouTube playlistini açtığımda oyunun kapak fotoğrafında, önceki Dünya Kupalarından tanıdık bir sima ile karşılaştım: Muhtemelen kurtardığı bir penaltı ya da serbest vuruştan sonra kalecilere özgü sinir-sevinç karışımı ifadeyle bağıran Meksika formalı Ochoa. Bu kupada gruptan çıkmayı garantiledikleri Çekya maçında oyuna sonradan girerek Mexico City stadında, kendi ülkesinde ve seyircisi önünde, şık bir vedayla milli takım kariyerini sonlandırdı. Diğer taraftan, oyunun global kapağında yer alan Ronaldinho final maçının devre arası şovunda Madonna’nın sahaya çıktığı arabanın ön koltuğunda yer alırken, kapaktaki diğer isim olan Wayne Rooney ise yorumculuk yaptığı BBC’de devre arası şovunun en iyi yanının bitmesi olduğunu söyleyerek alaycı bir üslupla eleştirilerini dile getirdi. Kapaktaki isimler yıllar sonra bir şekilde tekrar aynı kareye giriyordu.
Geriye dönüp bakınca oyundaki şarkıların dinlediğim müzikleri ve sevdiğim tarzı belirleyen bir etkisi olduğunu görüyorum. O zamanlar oyunun müziklerini severek dinlesem de detaylı bakmamıştım. Yıllar sonra lisede tekrar oynarken favori şarkılarımı indirip dinlemeye başladım. Şarkılardan sekip albümlerini dinlediğim ya da sayesinde keşfettiğim başka gruplar oldu. Bir anlamda referans haline gelen aşina sesler repertuarımı şekillendirdi.
Futbol, bilgisayar oyunları ve müzik. Güzel bir yaz tatilini çağrıştıran bu üçlü arasında ilgimi en çok çeken ise sonuncusu. Tıpkı Dünya Kupası gibi, farklı ülkelerden yükselen seslere kulak veren 50 şarkılık FIFA 08 soundtrack’inden bir seçkiyle, 2008’deki Beşiktaş teknik direktörlük kariyerimden bahsetmek istiyorum. Biraz gerçek, biraz hayal.
***
Her ne kadar oyunun introsunda Sketches - La Rocca (20 Something Life) çalsa da oyunla özdeşleştirdiğim şarkı bu değil. Sabah uyanıp kahvaltı faslını tamamladıktan sonra bilgisayarın başına otururken kafamda Apartment - Fall into Place çalmaya başlıyor. Albümün tamamı çok iyidir. 2000’lerin ortasında tek albüm yapıp sırra kadem basan bir dolu indie -ve çoğunlukla Brit- gruptan sadece biri…
Kariyer modunda Beşiktaş’ı seçip teknik direktörlüğe başladıktan sonra kadroda kimlerin kalacağı, gidenlerin yerine kimlerin geleceği ve taktik dizilişin ne olacağını belirleme mesaisi başlıyordu. Bu anlara, klibiyle oyundan çok Gora’yı çağrıştırması muhtemel olan, k-os - born to Run ya da CSS - Off the Hook eşlik ediyor.
Şarkılar farklı türlerde olduğu için oyun içindeki iniş çıkışlara uygun düşen bir parçanın denk gelmesi ya da menüden şarkıları atlayarak duruma uygun bir şeyler bulmak mümkündü. Örneğin yenildiğiniz bir maçtan sonra ekrana uzun uzun bakarken sinirinizi Disco Ensemble - We Might Fall Apart ile çıkartabilisiniz. Bazen de Camp - From Extremely Far Away gibi dinlemeyi sevdiğim şarkılardan biri çalmaya başladığında hemen maça başlamayıp oyun menüsünde oyalanıyordum. Magazin programı jingle’larını andıran Datarock - Fa-Fa-Fa çalarken takımınızdaki oyuncuların gece kulübü çıkışı paparazilerden kaçtığını düşünebilirsiniz.
Transfer pazarında bütçeme göre stoper ararken arkada Peter Björn & John - Young Folks ya da Yonderboi - Were You Thinking of Me çalmaya başlıyor. Sakin başlayan arama çalışmalarında çok uzun süre geçirdiğimi fark edip hızlı hızlı takım ve oyunculara bakmak için Maximo Park - The Unshockable çok daha uygun bir tempoda.
Özellikle free agent olan oyunculara bakmakta fayda vardı. Bir seferinde burada Carlos Tevez’i görüp bedavaya aldıktan sonra yüksek bir bonservis bedeliyle satarak bir hayli kar etmiştim. Elime biraz para geçince de Messi’ye transfer teklifi yapıp 100 milyon dolara yakın bütçemin tamamını ona vermiştim. Her maç sonu oyuncuların haftalık ücretleri ödendiğinde eksiye düşüyordum ve bu nedenle kulüp tarafından uyarılıyordum. Artıya çıkmak için bütçe hesabı yapıp kimi gözden çıkarıp satabilirim diye düşünürken Carpark North - Human çalıyordu.
Art Brut - Direct Hit eşliğinde sahaya çıkan tünelde oyunculara kafamda son direktifleri veriyordum. Maça başlamadan önce The Automatic - Monster, Heroes & Zeros - Into the Light (Böyle bir şarkının klibi nasıl olmaz aklım almıyor! Yazı için bir çok klibi ilk kez izlemek, müzik klibi diye bir şey olduğunu ve 2000’lerin görsel dünyasını hatırlattı. Video ne kadar güzel bir alet değil mi?) ya da Wir Sind Helden - Endlich Ein Grund Zur Panik gibi gaz şarkılarla motive olmak daha kolay oluyordu. Maçta sakatlanan forvetin yerine kimi oynatsam diye düşünüp farklı taktik ve dizilişler denerken ya da geride olduğumuz maçın devre arasında maçı geri çevirecek hamleleri yaparken soğukkanlı kararlar vermek için The Hours - Ali in the Jungle gibi bir şarkı daha iyi tabii.
Beşiktaş’la Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşadığım sezondan bir itiraf: Bilmem kaç sezon sonunda çıkabildiğim Şampiyonlar Ligi finalinin son dakikalarına girdiğimiz sıralarda -yanlış hatırlamıyorsam Chelsea ile oynuyorduk- skorboard’da geride olan taraf Beşiktaş’tı. Ancak ufak bir hile yaparak maçı tekrar oynamak üzere oyundan çıkıp görev yöneticisinde oyunu kapatıp yeniden açamıyordum. Çünkü oyun crack’li olduğu için bir nedenden ötürü ctrl+alt+del komutu çalışmıyordu. Bunun yerine gayet ilkel bir biçimde bilgisayarın fişini çektim. Böylece bilgisayarı ve oyunu tekrar açıp kaldığım yerden devam ederek kendime ikinci bir final şansı sağlayacaktım. Fişi geri takıp bilgisayarı tekrar açtığımda Switches - Drama Queen çalıyordu. Fakat olayların bu şekilde gelişeceğini hesap etmediğimden, final maçından önce oyunu save etmemiştim… Finale gelene kadar sezonunun yarısını tekrar oynamak zorunda kaldım. Neyseki bu sefer final hilesiz bir şekilde lehime sonuçlanıyordu!
Son haftaya dek süren şampiyonluk mücadelesini zaferle tamamladığınızı ilan eden son düdük çaldıktan sonra sahaya inen taraftarlarla kutlamayı Digitalism - Pogo ile yapabilirsiniz.
Oyunda kariyer modu yalnızca 15 sezon sürdüğü için 2023 sezonu sonunda kulüpten ayrılma vakti geliyordu. Gerçek dünyada hala oynamaya devam eden oyuncular emekli olmuş, altyapıdan çıkan 18’lik oyuncular artık takımın veteranları haline gelmiştir. Kazanılan kupalara dönüp son bir kez bakarken Travis - Closer çalmaya başlıyor. Olayları dramatize etmeyi sevmiyorsanız, çıktığınız son maçın bitişinde tribünlerin adınıza yaptığı tezahüratlara The Hoosiers - Goodbye Mr A eşlik edebilir.



Yorumlar