Bütün sorunlarla başa çıkmayı bilen bir hâlin yansıması: Şans Ltd.
- 2 gün önce
- 11 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 17 saat önce
✍️: Arif Civalek
2023 yılında, 27. ODTÜ MT Geleneksel Rock Şenliği line-up’ı duyurulduğunda, gelecek grupları dinleyip hangi günlere bilet alacağıma karar vermeye çalışıyordum. İlk günün ilk grubu Yangın’ı dinledikten sonra bilet alacağım günlerden birisi kesinleşmişti. O konsere geç kalıp Yangın’ı kaçırmış olsam da o sene sonunda çıkan albümleri Plastik dönüp dönüp dinlediğim bir albüm oldu. Sonrasında Ankara’da verdikleri konserleri kaçırmayıp canlı performanslarında grubun enerjisinin ve şarkılardaki duygunun sahneden taştığına şahitlik ettik.
Bu kez, trende bir muhabbet kuşuyla aynı vagonda geldikleri Ankara’da, 25 Nisan Haymatlos konseri öncesinde grupla sohbet ettik. Bir röportajdan çok muhabbet havasında geçen konuşmalarımız sık sık gülüşmelerle kesildi; bazen de onların sorduğu sorulara cevap verdik. Sahnedeki enerji ve duygu sahne dışına da aynı şekilde taşıyordu.

15 Mayıs’ta grubun ikinci stüdyo albümü Şans Ltd. çıkıyor. 21 Mayıs’ta da Salon İKSV’de albüm lansman konseri var. Şu ana kadar albümden yayınlanan 5 şarkıyı tekrar tekrar dinliyoruz. Bu şarkıları ilk kez canlı duyduğumuz konserden de yine coşkulu bir şekilde ve albümdeki diğer şarkılara dair artan bir merakla ayrıldık. Bir de bir sonraki Ankara konserlerinin ne zaman olacağını düşünerek…
Okuyacaklarınız o günden kalanların bir kısmı. Keyifli okumalar.
Plastik’in doğal bir devamı: Şans Ltd. Yeni albümde bizi neler bekliyor?
Eli kulağında olan, heyecanla beklediğimiz albümünüz Şans Ltd. ile başlamak istiyorum. Hâlihazırda albümden 5 single yayınladınız. Nasıl bir albüm oldu, bu albümde bizi neler bekliyor? Biraz bahsedebilir misiniz?
Bora: Bu sefer bir şeyler denedik. İlk albümde biraz daha hazırlıklıydık. Bu albümde biraz daha sağdan soldan denemek istediğimiz şeyleri yaptık. Bizce iyi oldu, umarım dinleyenler açısından da böyle olur.
Theo: İlk albüme göre biraz daha, deneysel yasak kelime ama, daha iyi bir albüm oldu.
Sarp: Bu arada yapısal olarak da biraz benziyor ilk albüme. Neredeyse Plastik’teki her şarkının muadili bir şarkı var. Bir Yaz Daha Bitti’yi seven biri için de dinleyebileceği güzel bir şarkı var, Nefes seven insan için de dinleyebileceği bir şarkı var.
Theo: Biraz Plastik’in doğal bir devamı gibi oldu. Zaten yaptığımız müzik dinlediklerimizle şekilleniyor. Herhâlde, Plastik’ten sonra biz oralara kaydık kulak olarak. Yaptığımız her şeye yansıdı.
O hâlde Şans Ltd.’deki şarkıların tamamı Plastik’ten sonra ortaya çıktı diyebilir miyiz?
Bora: Hepsi sonradan. Zaten Plastik’ten sonra bayağı bir yattık.
Efe: 6 ay falan hiçbir şey yapmadık.
Theo: Plastik’in konserlerini uzun uzun yaptık. En az 35-40 konser vermişizdir.
Efe: Mesela Plastik’i albüm çıkmadan çalıyorduk konserlerde. Bu albümü daha çalmadık. Sadece çıkan single’ları çalıyoruz. Bir de yeni bir konsept üzerinde çalışıyoruz bu albümde. Sadece müzik olarak değil, başka şekillerde de ortaya çıkacak olan bir konsept mevcut.
İlk albümde Taner Yücel’le çalışmıştınız prodüktör olarak. Bu albümde prodüktörlüğü de siz üstlenmişsiniz.
Yangın: Bora (Yavrucuk) yaptı.
Buna nasıl karar verdiniz? Nasıl bir deneyim oldu sizin için?
Bora: Zor oldu birazcık. Taner çok deneyimli ve çok güzel işler yapan birisi zaten. O yüzden ilk albüm biraz daha rahat olmuştu. Stüdyoya da ekipmanlara da bayağı hakimdi. Bu albümde bu sefer ondan öğrendiklerimizi hatırladığımız kadarıyla uygulamaya çalıştık. Bu yönüyle ikisi farklı oldu, farklı bir deneyim oldu. Bu yüzden de bu albüm biraz deneyselliğe açık oldu.
Sarp: Aslında daha “bizden” bir albüm oldu diyebiliriz; Bora prodüktörlüğü üstlendiği için. Biraz daha “serseri”, yüksek seslerde oldu. Belki o kadar da “pop” bir albüm olmadı.
Theo: Pek dışarıdan bir görüş almadığımız bir albüm oldu diyebiliriz. Aldık tabii de Plastik’e göre çok daha az. Plastik’i gerçekten Taner’le beraber kurgulamıştık. Fakat Şans Ltd. tamamen Yangın’ın içinde olup bitti. Mehmet İncili, Emre Malikler gibi isimler yardımcı oldu ama son söz Bora’daydı, bizdeydi.
İlk albümde de Emre Malikler dokunuşu var, Görkem Karabudak dokunuşu da var. Hatta ilk albümdeki birkaç şarkıda Nilipek yer alıyor vokallerde. Bu isimlerle nasıl bir araya geldiniz?
Efe: Hepsi Taner sayesinde aslında. Aynı stüdyoda çalışıyorduk o zaman, Nilipek’lerin stüdyosunda. Nilipek’e rica etmiştik “Söyleyebilir misin?” diye. Kırmadı bizi.
Theo: Bir de Kadıköy müzik sahnesi küçük, o nedenle herkes herkesi tanıyor.
Yangın: Buradan herkese selam, herkese teşekkürler. (Gülüşmeler)
Sadece işin müzik tarafıyla değil, görsel tarafıyla da ilgilendiğinizi görüyoruz. Afiş tasarımları, konser duyurusu videoları yapıyorsunuz. Single/albüm kapaklarında da genelde Bora ve Sarp’ın imzaları yer alıyor. Theo ve Efe zaten sinema okumuş. Ayrıca, Bora da lisedeyken İrlanda’daki bir belgesel yarışmasından ödül almış. Sarp sosyoloji okumuş fakat grafikle de ilgileniyor. Sadece bu alt yapılarınız nedeniyle mi işin görsel yanıyla ilgileniyorsunuz yoksa müziğinizi daha bütünlüklü sunabilmek için mi?
Sarp: Biz müzikal olarak ne kadar anlaşıyorsak, görsel tarafta da bir o kadar çatışıyoruz. Anlaşamıyoruz. Müzikten çok görseller hakkında konuşuyoruz. Theo ve Efe bambaşka bir görsel dünyayı savunuyor. Bora’yla ben daha yakınız bu konuda. Genelde görsel herhangi bir sanattan da hoşlanabiliyoruz. Müzik dışında film izliyoruz, sergilere gidiyoruz. Takip ettiğimiz diğer müzisyenler, gruplar da bu işe çok önem veriyorlar. Onların yaptıklarını da çok beğeniyoruz. O yüzden biz de beraber çalmaya başladığımızdan beri hep görselleri de kurgulamaya çalıştık. Ayrıca, çok sevdiğimiz sanatçılarla da çalışma fırsatı bulduk. Bu albümün de kapağını Kaan Walsh’le beraber yaptık.
Bora: İlk klip için Aylin Kutku ve Berk Uslu beraber çalıştılar. ikinci klip İDGK ekibi ve yine Berk’in yönetmenliğinde ilerledi. Son klibimizi de Oğulcan Dumral’la yaptık. Bir de bunlar dışında yine Aylin Kutku albüme dair daha pek bir şey yokken konseptler üzerine ilerlemek konusunda çok yardımcı oldu. İsimlerini anmadan geçmeyelim.
Theo: Görsel konseptin oluşumunu seviyoruz. Albümün görsel bir kimliği olsun istiyoruz. O yüzden ilk aklıma gelen şeylerden biri oldu. Bu kimliği oluşturmaya; “Nasıl bir tema olarak kuruyoruz bu albümü?”, “Nasıl görseller kullanacağız?”, “Konserlerde ne kullanacağız?” gibi sorulara cevap arayarak başladık.
Yangın’ın Facebook arşivi
Röportaja hazırlanırken, Efe ve Bora’nın Facebook hesapları çıktı karşıma. Galiba ortaokul döneminizden kalmaydı ve “çalıştığı yer” kısmı ilginçti. Efe’de Metallica’da, Bora’da Megadeth’te gitarist yazıyordu. (Gülüşmeler) Belli ki müzikle hep ilgiliymişsiniz. Müzikle tanışmanız nasıl oldu?
Efe: Ben 4 yaşındayken evde metal müzik dinleniyordu bangır bangır, babam sağ olsun. AC/DC, Queen falan… Süpürgeyi alıp gitar gibi çalmaya çalışıyormuşum. Sonra bir süre Guitar Hero oynadım, canım çok gitar çalmak istedi. Lisede de çalmaya başladım. Metallica’da çalışmıyorum ama. (Gülüşmeler)
Theo: Bora biraz da sen anlat facebook hesabını.
Bora: İyi bir araştırma yapmışsın. (Gülüşmeler) Benim de Guitar Hero’yla başladı. Oynadıkça hoşuma gitti. Sonra da arkadaşımın klasik gitarını ödünç alıp çalmaya başladım. O zamandan beri de arkadaşlarımla çalıyorum. Ama ben de Megadeth’te çalmıyorum. (Gülüşmeler)
Theo: Bora ve Efe gitar öğreniyor diye ben hiç öğrenmedim (Gülüşmeler). Lisenin son senesinde şarkı söylemeye başladım. O zaman için bize harika gelen gruplarla ‘cover’ yapıyorduk. Sonra daha küçük bir grupta şarkı söylerken, bu işin bayağı zevkli geldiğini anladım. Derken, Yangın’da şarkı söylemeyi öğrendim diyebiliriz.
Sarp: Facebook hesabımı sildikten sonra bas gitar çalmaya başladım. (Gülüşmeler)
Yangın nasıl bir araya geldi, nasıl kuruldunuz?
Sarp: Ben, Efe’yle lise arkadaşıyım. Bizim lisede Efe’yle bir müzik grubumuz vardı. Beraber çalmaya başlamıştık zaten. Theo’nun ayrı bir grubu vardı o zamanlar, tanışmıyorduk. Çekmeköy’de Efe’yle müzik yapmak için kiraladığımız bir depomuz vardı. Kirası 700 liraydı.
Efe: 110 metrekare bu arada.
Theo: Ve eksi üçüncü katta bir depo. Bunlar bize verilirken atlanan detaylar. (Gülüşmeler)
Sarp: Theo ve grubu, müzik yapmak için bir yer arıyorlarmış. Biz de depoyu elden çıkarmak istiyorduk. Dedik ki, “Çok güzel depo var elimizde, size verelim burayı.” Onlara kiraladık. Onlar da hiç beğenmemiş olacak ki, bayağı kötü kullanmışlar depoyu. Bize geri verdiler sonra. Bora’yla da bir ortak arkadaş vesilesiyle tanıştık. Depo kiralama olayından yaklaşık üç yıl sonra da Theo’nun evinde buluşup sohbet etmeye başladık. Çok derin sohbetler değildi tabii, sürekli müzik ya da sanat konuştuğumuz bir ortam yoktu. (Gülüşmeler)
Efe: “Mike Tyson’la kaç saniye dayanırsın?” gibi sohbetler. (Gülüşmeler)
Theo: Gidip playstation oynuyorduk, makarna yapıyorduk.
Sarp: Sonra konserlere beraber gitmeye başladık. Baktık çok eğleniyoruz. Bu sıralarda müzik yapmaya da başlamıştık. O zamanlar bizi çok heyecanlandıran ve bizim önümüzü açan kişi Hakan Tamar’dı. Müziğe hevesli her genç arkadaş grubu gibi bir müzik grubu kurmuştuk ama bizi birileriyle tanıştıran kişi Hakan Tamar’dı.
Efe: Profesyonelliğin kapılarını açtı aslında.
Yangın: Hakan Tamar’a da selam olsun.
Bora: Birkan Başören de şans meleğimiz olarak Şans Ltd. albümünde grubumuza dâhil oldu.
Theo: Bir çıkmazdaydık ve Birkan yukarıdan beyaz kanatlarıyla inerek Yangın’a katıldı.
Sarp: Sen ne düşünüyorsun bu albüm hakkında Birkan?
Birkan: Harika oldu! Bu albümde istediğim partisyonları çaldım, istediğim sound’la kaydettim. Benim davulları ve perküsyonları kaydetmem toplam bir buçuk gün sürdü. Çünkü hepsini içselleştirmiştim zaten. Grubun diğer üyelerinden harika bir pas gelmişti aslında bana, ben de o pası değerlendirmezsem olmazdı.
Sarp: Peki Yangın’da çalmak zor mu?
Birkan: Hayır! Diğer işler daha zor Yangın’da. Mesela Theo taksitli alışveriş yapacağı zaman hep bana soruyor. (Gülüşmeler)
Efe: Birkan’ın gruptaki lakabı da “baba” bu arada.
Birkan: Biri ilaç saatini soruyor, biri taksitli alışverişini soruyor. (Gülüşmeler) Ama mutluyum tabii, hiç şikâyet etmiyorum bunlardan. Aslında gruba dahil olma sürecim biraz da komik oldu. Bir yaz günü, Kutay Soyocak’la Yoğurtçu Parkı’nda oturuyorduk, Efe geldi yanımıza, “İki konser davulcumuz olmayacak, iki konser için bizimle çalar mısın?” diye sordu. Ben de “Tabii ki çalarım” dedim. İki konserin ardından, üçüncü konserde de çaldım. O konserden sonra Efe’ye “Gelecek ay bir albüm kaydetmem gerekiyor” dedim. O da bana “Abi artık bizim davulcumuz sensin” dedi. Ben kendimi grubun içinde buldum. (Gülüşmeler) Aslında benim Yangın’dan haberdar olmam 2020’ye dayanıyor. O zamanlar Apartmanlar’da çalıyordum. Bir yerde Yangın’la art arda konser verecektik. O gün ilk defa tanıştım onlarla. İkinci ya da üçüncü konserleri galiba. Aynı kulisi kullanıyorduk. Yangın kulise geldiğinde, ortam lise kantinine, okul servisine döndü. (Gülüşmeler) O zamanlardan çok başarılı olacaklarını hissediyorduk. O günden beş-altı yıl sonra grubun bir parçası olmaktan çok gururlu ve mutluyum.

“İlk albümdeki ana tema ayrılıktı. Bu albümde, ayrılık sonrasındaki sorunlarla baş edebilen bir durum var.”
Tekrar yeni albümünüz Şans Ltd.’ye dönmek istiyorum. Şu ana kadar yayınladığınız şarkılarda ortak bir tema göze çarpıyor: “Kaçmak.” İlk üç şarkının giriş sözleri de şöyle; “Benden kaçtın,” “Kaçma kendinden,” ve “Uyku kaçtı gözümden.” Ayrıca, dördüncü şarkının adı da “Kaçtığın Her Şey.” Son yayınladığınız şarkı olan Yarış Atı’nın klibinde de bir kaçma hâli görüyoruz. Bu albümün bir teması ya da hikâyesi varsa eğer, sizce nedir?
Theo: İlk albümdeki ana tema “ayrılık”tı. Bu albümde de var aslında. Fakat ilk albümde ayrılık sonrası kötü hissiyatlar ve getirdiği psikolojik çöplük vardı. Bu albümde, ayrılık sonrasındaki sorunlarla baş edebilen bir durum var. Bu arada, her şarkının ortak bir karakteri yok aslında ama eğer olsaydı, bütün sorunlarla başa çıkmayı bilen bir hâl var. Şarkılarda bahsettiğimiz “kaçmak” da kuyruğunu kıstırıp kaçmak değil. Bazen, “Ne gerek var” demek de bir kaçmaktır. “Benden Kaçtın” öyle bir şarkı aslında. “Yarış Atı”nın derdi çok farklı; biraz “beyaz yaka” eleştirisi var. “Aşk Olsun” albümdeki en bariz aşk şarkısı. A’dan Z’ye bir aşkı kapsıyor. Klibi de bu temayı bayağı açığa çıkarmış oldu. Tüm albüme baktığımızda, ortada yine “ayrılık” var sanırım. Gerçekleşmiş veya gerçekleşmemiş ama hissedilen bir ayrılık. Beraberinde gelen bir sürü duygu ve durum var. Kaçmak da onlardan biri.
Bora: Benim için de sorumluluklarımızdan kaçabileceğimiz son seneler gibi hissettiriyor.
Efe: Büyüdük çünkü yani artık, genç hissetmiyorum ben şahsen.
Grupta şarkı sözlerini daha çok Theo yazıyor diyebilir miyiz?
Theo: Ben yazıyorum ama grubun diğer üyelerinin filtresinden de geçiyor kesinlikle. Gerçekçi ve birbirimize karşı dürüst olduğumuz bir filtre bu. Biri ortaya bir şey attığında, eğer beğenilmezse bu direkt söyleniyor. “Çok kötü olmuş” denebiliyor mesela.
Efe: Hiç çekincemiz yok birbirimize karşı.
Theo: Çünkü ondan sonra bir yıl veya işte kaç seneyse artık onu çalacaksın. Sevmediğin bir şeyi çalmak istemezsin
Besteledikten sonra kötü olduğuna karar verdiğiniz bir şarkı var mı?
Theo: Stüdyoda kaydedip sonra kötü olduğunu düşündüğümüz şarkı bile var.
Bora: Çıkarmadığımız şarkı da var.
Efe: Geçen gün Bora’yla dinledik. İyi ki koymamışız bu arada.
Sarp: Ben seviyorum o şarkıyı. Ekşi Aşk Kokteyli.
Efe: Şans Ltd. bizi bize bizle anlatıyor ama. (Gülüşmeler)
Sarp: ChatGPT’ye yazıyor bir yandan. “Röportajdayım ne söyleyebilirim?” (Gülüşmeler)
Geçen sene YouTube’a Savaş Kahramanı diye bir şarkının canlı kaydını yüklemişsiniz. O şarkı albümde olacak mı?
Yangın: Olmayacak.
Efe: Ben çok seviyorum ama o şarkıyı bu arada.
Theo: O şarkıyı o konserden sonra belki bir konserde daha çalmışızdır. Ama unuttuk yani bence bir süre o şarkıyı.
Sarp: O kaydı zaten eski fotoğraflara bakarken görüp “Aa böyle bir şarkı vardı, hadi YouTube’a atalım” diye yükledik.
Theo: O konser de güzeldi bu arada.
Sarp: İlk defa yabancı bir grubun açılışını yapmıştık. She Wants Revenge.
21 Mayıs 2026 tarihinde Şans Ltd.’nin lansman konserini duyurdunuz. Albümün çıkış tarihi nedir?
Sarp: 15 Mayıs’ta çıkacak albüm. Senin de dediğin gibi, neredeyse bir hafta sonrasında da lansman konserimiz olacak. İKSV’de yapacağız lansmanı. İlk albümün lansmanını da orada yapmıştık. İKSV’de çalmayı çok seviyoruz.
“Piyasaya uygun yapalım diye bir kaidemiz olmadı. Bundan sonra da olmaz”
Müzisyen olmaya dair bir soru var şimdi sırada. İlk albümde de öyleydi, Şans Ltd.’den yayınlanan 5 şarkıda da bunu görüyoruz; şarkıların süresi ortalama üç dakika civarında. Algoritmaların, yapay zekanın çok işin içine girdiği bir müzik sektörü var şu sıralar. Bu süre tercihi sektörel koşullara göre ortaya çıkan bir tercih mi? Buna bağlı olarak, müzik sektörünün bugünkü durumu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Theo: Algoritma falan onların hepsi gelip geçici şeyler. Müzik sektörünün durumu hakkında da hiçbir şey düşünmek istemiyoruz. Çoğu rap müzik eseri şu an kullan-at fotoğraf makineleri gibi kullanılıyor ya da dinleniyor. 5 yıl sonra kimsenin hatırlamayacağı şarkılar. Geese heyecanlandırdı bizi “Acaba müziğe tekrar bir dönüş oluyor mu?” diye. Onlar da psyop çıktı.
Bora: Dinleyicilerin önüne düşen şarkılar algoritmaların ittirdiği ya da algoritmaların filtresinden geçen şarkılar. İstemsiz bir tekdüzeleşme var. İllaki biz de etkileniyoruzdur. Ama şarkıları yaparken “Biz de piyasaya uygun yapalım, şarkıları çok uzun tutmayalım.” gibi bir kaidemiz ya da filtremiz olmadı şimdiye kadar, bundan sonra da olmaz diye düşünüyorum.
Sarp: Genelde şarkıların kısa olmasının sebebi şarkıların hızlı olması. Şarkılar 15-20 BPM az olsa, en az 4 dakika olur.
Theo: Bir de dinlenme sayıları falan bizim ilk kriterlerimiz arasında değil. Şarkıları yaparken bu konuyu pek gözetmiyoruz. Çok sevdiğimiz şarkılar var, daha çıkmadan aramızda “Herhalde en az bu dinlenir.” dediğimiz oluyor ama o da “Ah be!” gibi bir yerden değil.
Efe: Uffff!
Theo: Ne oldu?
Efe: Bora havada bir şey yakaladı da yazılı röportaj olduğu için bunu göremeyeceksiniz. (Gülüşmeler). Refleksleri çok kuvvetli.
[O esnada Bora, düşürdüğü sigarasını havada yakaladı]
Efe: Bora havada sigara yakaladı ve kırmadı. Sigara içmek sağlığa zararlıdır. Kamu spotunu geçeyim de.

Post-punk ve sahne arkası üstüne
Ankara’yla ve Ankaralı dinleyicilerle ilişkiniz nasıl oldu şimdiye kadar?
Efe: İstanbul dışında en sevdiğimiz yer olabilir.
Sarp: Ankara’daki ilk konserimizi Haymatlos’ta vermiştik. İnanılmaz bir konserdi.
Efe: Çok kalabalıktı ve çok keyifliydi. Daha hiçbir şarkımız çıkmamıştı o zaman ama insanlar inanılmaz eğlenmişti. Ben şaşırdım hatta niye bu kadar eğleniyorlar diye.
Theo: Yapmacık dinleyici değil. Harbiden eğlenmeye geliyor. O yüzden sen de eğleniyorsun.
Sarp: İstanbul’da her şey sıradanlaştı biraz.
Theo: Öyle. İstanbul’daki konserler daha çok gösteri.
Son dönem Brit post-punk gruplarının birçoğu İstanbul’a geldi ve açılışlarında da genellikle sizi görüyorduk. KüçükÇiftlik Park’taki Fontaines D.C. konserinde izleyiciler arasında biz de vardık hatta. Bu gruplarla çalma deneyimi nasıldı sizin için?
Theo: Besleyici oldu açıkçası. Yaptığımız müziğe de yansımıştır kesinlikle. Deadletter, DIIV, Fontaines D.C., Ditz hepsi etkiledi bizi.
Sarp: Aynı dönemde benzer tarzda müzikler yapan insanlarla tanışmak gerçekten çok güzel. Hatta bazılarıyla iletişimimiz hala sürüyor. Hepsiyle çok iyi vakit geçirdik, umarım onlar için de bu böyledir.
Efe: Keyifli elbette ama bence bir noktada Yangın kendi başına evrilmeli. Bir grubun ön grubu değil de artık tek başına Türkiye’de post-punk yapılabildiğini ve insanların geldiğini görmek isteriz.
Theo: Ve bütün o post-punk falan daha çok bir başkaldırı müziği ya, bizde de aslında o kadar yeri ve zamanı ki bunun fakat maalesef daha sıra gelmedi ona.
Şu sıralar yerli/yabancı hangi grupları dinliyorsunuz? İlham aldığınız isimler var mı?
Efe: Vicotüco çok dinliyorum ve yaz gelmesini bekliyorum Vicotüco dinlemek için.
Geçen sene burada Kült’te de beraber sahne almıştınız.
Efe: Evet, çok keyifliydi. Çok komik insanlar.
Bora: Yerli gruplardan Mojave var. Light Motiv’i seviyoruz. Sren’i dinliyorum, seviyorum. Slay Training, BABA SAD var. Böyle herkese selam gibi oldu. (Gülüşmeler).
Efe: Geçenlerde Karga’da Hissikablelvuku konserine gittik. Çok sevdik.
Bora: Son zamanlarda Sorry’yi çok dinliyorum.
Efe: Radio Free Alice dinliyorum. Onun dışında Goblin Daycare. Bora da çalıyor o grupta.
Sarp: Bu arada bugünkü konserde de Krizünlem’le beraber çalıyoruz. Onlarla da yıllardır tanışıyoruz zaten. Onları da çok seviyoruz, söylemeden geçmeyelim.
Unutamadığınız, çok etkilendiğiniz bir konser var mı son zamanlarda?
Theo: shame konseri manyaktı.
Efe: Son zamanlarda en beğendiklerim arasında DIIV ve shame olabilir ya.
Bora: Ditz de çok iyiydi.
Efe: Maruja’yı da çok sevdim.
Sarp: İki sene önce ilk geldiklerinde de bayağı beğenmiştik. Bir arkadaşım konserden çıkınca ağlamıştı.
Theo: IDLES konserinde de çok eğlenmiştik. Hatta eski davulcumuz Ege (Soydan), pogo sırasında telefonunu kaybetmişti, sonra bulmuştuk telefonu. Çok iyi konserdi gerçekten.
Sarp: Unutamadığın bir Yangın konseri var mı peki?
Theo: Fontaines D.C. öncesi çaldığımız konser mükemmel bir gündü bence. İKSV’deki Plastik’in lansman konseri de geliyor aklıma. Hiçbir sorun yaşanmamıştı, kılçıksız çalmıştık.
Bora: Lansman benim de arada hatırlayıp “Oh be!” dediğim konserlerden. İyi çalmıştık.
Efe: Karga’da herkesin bütün şarkıları hep bir ağızdan şarkı söylemesi…
Sarp: Bora’nın havaya uçtuğu bir Babylon konseri geliyor benim de aklıma. Instagram’da videosu da var. (Gülüşmeler)
Efe: Ama Bora’nın düşeceği belliydi. Düşecek gibi çıkmıştı zaten davula.
Bugün buraya gelmeden o videoya tekrar baktım. Yorumlarda birisi “Müzisyen kimliği o kadar önde ki düşerken bile gitarını bırakmıyor” diye yazmış. (Gülüşmeler)
Bora: Gitara bir şey olsa bir daha alamam. Öyle bir sıkıntı var.
Efe: Öyle bir şey olsa ekonomik sıkıntılardan dolayı müziği bırakırız. Mesela pedallarımız falan çalınsa ben hiç uğraşmam.
Theo: Deadletter’ın her şeyi çalınmış ya, bizim ekipmanları çalarlarsa biteriz. Toplayamayız geri.
Efe: Dürüm evi falan açarız. Küçük bir arabada, Göztepe Işıklar’da görürsünüz. (Gülüşmeler)




Yorumlar