top of page

Damien Chazelle’in son filmi Babylon


Geçtiğimiz hafta vizyona giren Damien Chazelle’in son filmi Babylon, izleyenleri ikiye bölmüş durumda. Sessiz sinemadan sesliye geçiş sürecinde endüstride yaşanan sancıları konu edinen filmin, bir uyarlama olmasa da Kenneth Anger’ın Hollywood Babylon’undan ve Clara Bow’un “It girl” personası gibi dönemin gerçek Hollywood ikonlarından esinlenmiş olduğunu söyleyebiliriz.


Öncelikle Babylon’u en temel şekilde serim, düğüm ve çözüm başlıkları altında inceleyecek olursak; serim bölümü Chazelle’in sinemaya olan sevgisinin perdeye yansıması. En iyi parti filmleri denildiğinde akıllara gelecek sekanslarla dolu bu bölümde, Chazelle teknik meziyetlerini gözler önüne seriyor. Justin Hurwitz’in muhteşem müzikleri eşliğinde karakterlerin zirveye çıkışını seyrediyoruz.


Filmin düğüm bölümü ise sesli film çekimlerinin, sessiz dönem oyuncularını zorlamasıyla başlıyor. İlk bölüm ne kadar saygı duruşuysa, bu bölümde de Hollywood’un karanlık yüzünü eleştiriyor Chazelle. Bu bölüme zirvede giren ancak yeni düzene ayak uyduramayan karakterlerin bağımlı ve intihara dönük bir şekilde dibe sürüklenmelerine şahit oluyoruz. Buraya kadar filme dair tek itirazım, mizahını daha ilk sahnesindeki filin dışkısını takip eden golden shower ve defalarca kusma sahneleri üzerine kurması olabilir.


Çözüm bölümü ise maalesef filmin en zayıf tarafı. Her bir karakterin hikayesini sonlandırmak isterken konuların dağılmasıya birlikte, film gereğinden daha uzun bir hâl alıyor. Bütün gözler partideki filin üzerindeyken, arka kapıdan çıkarılmaya çalışılan genç aktrisin cesedi gibi bir bir gözden kayboluyor karakterler. Film boyunca Singin’ in the Rain, The Wild Party, Sunset Blvd. gibi referans olarak gösterdiği filmlerden bir kolaj hazırlayan Damien Chazelle, sinemanın evrimine de dikkat çekmeye çalışıyor. Film boyunca Margot Robbie, Brad Pitt ve Diego Calva’nın göz kamaştırdığı Babylon vizyonda seyircisini bekliyor.


✍🏼: @gultekinogz

📸: variety


コメント


bottom of page