top of page

Kültürel kopuş


İçine doğduğumuz toplumu biraz daha bütüncül bir biçimde algılayıp sorular sormaya başladığımızda 8-9 yaşlarındaydık galiba. 2001-2002 civarları… Dönemin yereldeki simge olayı ise geçtiğimiz günlerde 20. yılını eda ettiğimiz 2001 Ekonomik Krizi’ydi elbette.


Piyasa koşullarına ve küresel politik iktisadi dinamiklere göre düzenlemelerin ön planda olduğu bir zamanda; devlet geleneklerine sıkı sıkıya bağlı Sezer ile gerektiğinde sistem içerisindeki yolları esnetebilen Ecevit arasındaki gerilimin dışa vurumuydu aslında Anayasa Krizi. Neoliberal büyüme politikası kırılganlıklarının çözümlendiği o gün; yüksek işsizlik ve faizlerin, düşen reel ücretlerin ve hayat pahalılığının t=0 noktası olarak yer etti zihinlerde.


Bu t=0, 1980 darbesi sonrası kültürel kopuşun her alana çoktan nüfuz ettiği bir zamandı ayrıca. Hazcı, bireyci, genel olarak meta fetişizmine düşkün bir döneme de denk gelmiştik aslında. “Suni pop patlaması”nın, kültürel çeşitliliğin ortasında kendi kültürel pratiklerimiz de amorf bir biçimde şekilleniyordu. Politik bilincimiz, dönüşen kent hayatı ve gündemdeki etnik/dini tartışmalar, otoriter devlet geleneğinin süregeldiği ve son sürat seküler aile meclislerimizde nasıl karşılandıysa o yönde gelişti.


Bugüne kadar gelişen Ahmet Kaya karşısında Zülfü Livaneli, Bandista yerine Büyük Ev Abluka ya da Fikrim’dense Kıtır gibi örneklenebilecek kültürel tüketim tercihlerimizin ardında da bu süreç var. ATK’da tenis oynayan Derviş, Pringles dağıtan Uzan ya da uyum bozucu Hüsamettin Özkan gibi figürlerin ötesinde derin sosyo-kültürel etkileri hala üzerimizde 2001 krizinin…


Sevgilerle,

Anlaşabilirsek ne güzel olur yenilkçilerle, lilililerle, lilililerleee ikinci cumhuriyetçilerle, rizelilerleeee….



Kaynak: C. Saraçoglu (2015). Tank Paletiyle Neoliberalizm, Osmanlı'dan Günümüze Turkiye'de Siyasal Hayat

bottom of page