top of page

Çare "ince" bir diplomasi


Demokrasinin nasıl, nerede, ne kadar uygulandığı ayrı bir tartışma konusu olmak ile birlikte, sanat ve tasarım alanında mutlak monarşiler ile çevrili bir ortam ve algı var. Son kullanıcılar, katılımcı tasarım ile üretim süreçlerine dahil edilmeye çalışılsa da olması gereken -neyin "satacağı"- genellikle bireysel ve üst notadan kararlar ile belirleniyor.


Oysa ki; kullanıcıların memnuniyetinin büyük kısmı, tasarım sürecine dahil olmaktan geçiyor. Gerçek hayatta mimarlık, mimarlara bırakılamayacak kadar önemli hale geldi, diyor Giancarlo de Carlo. Ve ekliyor, inşa edenlerle kullanıcılar arasındaki tüm engeller ortadan kaldırılmalı ki inşa etmek ve kullanmak aynı planlama sürecinin iki farklı bölümü haline gelebilsin...


Sinan Logie bir mimar, akademisyen ve sanatçı. Bugün okuduğumuz röportajında, Brüksel'in Ursulines Meydanı'nda katılımcı ve paydaşlar ile birlikte tasarlanan kaykay parkı projesi sürecinden bahsetmiş. 2003-2006 yılları arasında tamamlanan proje, 2000'li yılların başında kurulan kaykay kollektifinin belediyeden park talep etmesi ile başlıyor. Proje için açılan yarışmayı kazanan genç mimarlar tasarımlarını; kaykaycı kollektifi, çevre okullardaki öğrenciler, meydandaki Recycl Art Sanat Merkezi ve yürütücü mimari ofis ile birlikte kurguluyor. Park karşısındaki huzurevi sakinleri dahi sürecin içerisinde.


Projenin sosyal etki tarafı ise zaten sosyo ekonomik olarak geri kalmış bu bölgedeki çocuklara ücretsiz kaykay dersi verilmesi ile güçlendiriliyor. Parkın doğum günü, huzurevi sakinlerinin kaykaycılar ile tangosu ile bugün hala kutlanıyor.


Şunu da not etmek lazım ki; katılımcı tasarım, tüm süreci kullanıcılara teslim etmek anlamına gelmiyor. Logie, insanların çok iyi fikirleri olduğu kadar uygulaması imkansız fikirlerinin de olabileceğini söylüyor. Bu gibi durumlarda ise çare "ince" bir diplomasi.



Kaynak: unlimitedrag.com, Katılımcı Tasarım ve Sosyal Değişim; xxi.com.tr, Katılımcı Tasarım Nasıl ve Kim İçin


📸: unlimitedrag.com

bottom of page